Makam Arabalarının Uğramadığı Yerde Bir Muhtarın Başardığı

Makam Arabalarının Uğramadığı Yerde Bir Muhtarın Başardığı

Nilüfer Çamlıca’da düzenlenen bir mahalle festivali; lüks araçların, koruma ordularının ve büyük bütçelerin başaramadığı komşuluk bağını tek bir meydanda kurdu.

Makam odaları geniştir. Altlarında milyonluk siyah lüks araçlar, etraflarında koruma çemberleri, arkalarında ajansların hazırladığı cafcaflı afişler ve prompter cihazları olan yöneticiler görürüz her gün. Seçim takvimi yaklaşınca takım elbiseler jilet gibi ütülenir, yüzlere en sempatik tebessümler takınır, meydanlara dev hoparlörler kurulur.

Fakat o sandıklar kapanıp oylar sayıldıktan sonra, o koca bütçeli makamlar birdenbire derin bir sessizliğe gömülür. Sokaklar yine birbirine yabancılaşmış insanlara, komşusunun yüzünü görmeden asansörde inip çıkan kalabalıklara kalır.

İşte tam bu noktada, Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Çamlıca Mahallesi’nden gelen bir haber insanı durup düşündürüyor.

Mahalle Muhtarı Hasan Serçe, belki de Türkiye’de bir muhtarlık ölçeğinde ilk kez denenen bir işe imza attı: Bir mahalle festivali. Ne belediyenin devasa bütçeleri vardı arkasında, ne de yukarıdan gelen bir siyasi talimat. “Yaza Veda Festivali” adı altında kurulan o mütevazı sahnede çalınan müzik, mahalleliyi aynı alanda yan yana getirdi. Yan yana oturan, çayını paylaşan, birbirine selam veren yüzlerce insan…

“Bir muhtar işte, ne büyütüyorsunuz?” deyip geçebilir misiniz?

Geçemezsiniz. Çünkü bu tablo, siyasetin ve yerel yönetimin nerede yanlış yaptığını, vatandaşın ise neye hasret kaldığını yüzümüze bir tokat gibi çarpıyor.

Bugün modern şehir hayatı dediğimiz şey, insanları yüksek duvarlı sitelere, şifreli kapılara ve güvenlik kameralarına hapsetti. Aynı apartmanda altlı üstlü yaşayan insanların birbirinin cenazesinden, düğününden, derdinden haberi yok. Şehirler beton olarak büyüyor ama insan ilişkileri hızla kuruyor.

Büyükşehir ya da ilçe belediyeleri milyonlarca liralık konser bütçeleri ayırıyor, sahnelere büyük sanatçılar çıkarıyor.

Fakat o kalabalıklar dağıldığında geriye ne kalıyor?

Çoğu zaman koca bir hiç. Çünkü o etkinlikler insanı birbirine bağlamak için değil; yöneticinin vitrinini süslemek, sosyal medyada gösterişli fotoğraflar paylaşmak için tasarlanıyor. Seçim zamanı oy toplamak uğruna her türlü cilalı vaadi sıralayanların, seçim bittiğinde sokağın ruhunu nasıl unuttuğunu herkes çok iyi biliyor.

Çamlıca’daki o küçük meydanda yaşanan şey ise bambaşka bir anlayışın ürünüdür. Bir muhtar, elindeki kısıtlı yetki ve imkânla, koca koca bürokratların akıl edemediği bir şeyi hatırlattı: Yerel yönetim, sadece çöp toplamak ya da kaldırım taşı döşemek değildir; bir mahalle kültürü, bir aidiyet, bir ortak vicdan inşa etmektir.

Seçim yokken, sandık ortada yokken, oy hesabı yapılmıyorken insanları bir araya getirebilmek samimiyettir.

Elbette bir muhtardan tek başına devasa şehir sorunlarını çözmesi beklenemez. Ancak bu örnek, Bursa’daki ve Türkiye’deki tüm siyasilere çok açık dersler veriyor:

Birincisi, kibir kulelerinden inin. İnsanlara dokunmanın yolu lüks araç konvoylarıyla caddelerden hızla geçmekten, boyalı afişlerle kenti donatmaktan geçmiyor. Vatandaş, kendiyle aynı hizada duran, yüz yüze konuşabildiği, derdini dinleyen samimi bir muhatap arıyor.

İkincisi, kamusal etkinlikleri bir reklam aracı olmaktan çıkarıp toplumsal kaynaşma zeminine dönüştürün. Milyonluk şovlar yerine mahalle ölçeğinde, komşuyu komşuyla tanıştıran, çocukları birbiriyle kaynaştıran projelere kaynak ayırın. Bütçenin büyüklüğü değil, niyetin büyüklüğü iz bırakır.

Üçüncüsü, muhtarlık kurumunu sadece tebligat dağıtan bir bürokrasi durağı olarak görmekten vazgeçin. Yetki verildiğinde ve inisiyatif alındığında, bir muhtarın bir kentin sosyal dokusunu nasıl canlandırabileceğini görün ve yerel dinamikleri destekleyin.

Çamlıca Mahallesi Muhtarı Hasan Serçe’nin attığı bu adım, tam da bu yüzden tebriği fazlasıyla hak ediyor.

Fakat bu iş bir defalık bir heves olarak kalmamalı; diğer mahallelere, ilçe yöneticilerine ve kenti yöneten siyasilere bir ders olmalıdır. Demek ki mesele bütçe değilmiş. Mesele makamın büyüklüğü değil, yüreğin ortaya koyduğu samimiyetmiş.

Seçim zamanı kapı aşındıranların, seçim yokken mahalleliyi omuz omuza getiren bu sese kulak vermesi gerekir. Çünkü sokak, cilalı sözleri çok çabuk unutur; ama kendisine içtenlikle dokunanı asla hafızasından silmez.

Abdullah Özdemir — Diğer Yazıları

OKUYUCU KÖŞESİ

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmadı. Görüşünüzü ilk paylaşan siz olun.

Yorum Yap

Yorumlar yayımlanmadan önce editör onayından geçer. E-posta adresiniz yayımlanmaz.

Yorum göndererek Gizlilik Politikası kapsamında IP adresinizin güvenlik ve moderasyon amacıyla kaydedilmesini kabul edersiniz.