Yargıda Cesaret Adımı: Tebrikler Yerinde, Ama Asıl Sınav Sırada

Dokunulmaz sanılan odakların üzerine kararlılıkla gidilmesi topluma nefes aldırır; fakat yargıda asıl başarı, cesareti kişilerden bağımsız bir sisteme dönüştürebilmektir.
Yıllarca kimsenin yanına yaklaşamadığı, nüfuzuna ve ilişkiler ağına güvenerek hukukun üstünde olduğunu sanan çevrelere yönelik operasyon haberleri peş peşe geldiğinde, sokaktaki vatandaşın ilk tepkisi derin bir nefes almak olur.
Çünkü adalet duygusu zedelenmiş bir toplumda en ağır yük, “güçlü olanın cezasız kaldığı” inancıdır. Sıradan bir vatandaş en küçük kural ihlalinde yaptırımla karşılaşırken; arkası sağlam olanların, suç örgütlerinin ya da karanlık yapıların dokunulmazlık zırhına bürünmesi devlet ile millet arasındaki bağı temelinden sarsar.
Bu nedenle, yargı bürokrasisinde ve yürütme mekanizmasında bu tür odakların üzerine gitme iradesi gösterildiğinde, bunu teslim etmek ve hakkını vermek gerekir. Adalet Bakan Yardımcılığı döneminden bu yana yargı mekanizmasının en kritik kavşaklarında görev alan ve yürütülen kararlı süreçlerde imzası bulunan Akın Gürlek’in gösterdiği bu somut irade, kamuoyunda haklı bir takdirle karşılanıyor. Gücüne, parasına ya da çevresine güvenen isimlerin yargı önüne çıkarılması, devlete duyulan saygının ilk adımıdır. Bu kararlılığı tebrik etmek vicdani bir borçtur.
Fakat tam da burada durup bir adım sonrasını düşünmek zorundayız.
Bir ülkenin adalet terazisi, yalnızca belli dönemlerdeki dirayetli yöneticilerin kişisel cesaretiyle dengede tutulamaz. Eğer bir operasyon “falanca isim görevde olduğu için” yapılabiliyorsa, yarın o isim değiştiğinde sistemin yeniden eski alışkanlıklarına dönme riski masada duruyor demektir. Asıl başarı; dokunulmazlık zırhlarını parçalayan bu adımların kişisel bir tavır olmaktan çıkarılıp, kurumun kendi refleksine dönüştürülmesidir.
Vatandaşın beklentisi nettir:
Sadece bugün göz önünde olan, kamuoyunun nefretini toplamış aktörler değil; siyasi, bürokratik ya da ekonomik gücü ne olursa olsun, suç işleyen herkesin aynı soğukkanlılıkla yargının karşısına çıkabilmesidir.
Adaletin gerçek anlamda “hakkaniyetle” tecelli etmesi için önümüzde çözülmesi gereken çok somut başlıklar var:
Birincisi, soruşturmaların hukuki sınırlarıdır. Suçluyla suçsuzun, somut delille mesnetsiz iddianın birbirine karıştırılmadığı; lekelenmeme hakkının titizlikle korunduğu süreçler işletilmelidir. Delilden şüpheye giden, usulü ve yasayı harfiyen uygulayan bir yargı düzeni kurulmadıkça, en haklı operasyonlar bile zamanla gölgelenir.
İkincisi, yargı süreçlerinin süratidir. Şafak baskınlarıyla başlayan, toplumda büyük beklenti yaratan dosyaların yıllarca mahkeme koridorlarında sürünmeden, açık ve şeffaf delillerle kesin hükümlere bağlanması gerekir. Geciken karar, başlangıçtaki o güçlü iradenin etkisini aşındırır.
Üçüncüsü ise yargının kurumsal güvencesidir. Hâkim ve savcıların, arkalarında bir bakanın ya da bürokratın koruyucu zırhını aramadan; yalnızca Anayasa’ya, kanuna ve vicdanlarına dayanarak en güçlü aktörlerin bile kapısını çalabilme özgürlüğüne kavuşmasıdır.
Dokunulmaz sanılanlara dokunulması, biriken toplumsal öfkeyi dindirmek ve devlete güveni tazelemek açısından son derece kıymetlidir. Gösterilen bu kararlılığı alkışlamak doğrudur.
Fakat bu adımları sadece bir tebrikle noktalamak yetmez.
Asıl başarı, o adımların arkasında öyle sarsılmaz bir adalet mekanizması bırakmaktır ki; yarın kim gelirse gelsin, hiçbir güç odağı kendini yeniden hukukun üzerinde görmeye cesaret edemesin. Adalet, kahramanlara ihtiyaç duymadan da işleyen bir çark haline geldiği gün gerçek anlamına kavuşacaktır.
Abdullah Özdemir — Diğer Yazıları
Bir Metnin Aysbergi: Mâide 44 ve İslam Dünyasının Siyasi Realitesi

“Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir” ayeti günümüz İslam coğrafyasında nasıl okunuyor; metnin zahiri ile sosyolojik gerçeklik nerede çatışıyor?
Yazıyı oku →Dijital Diktatörlük ve Kilitli Bakiyeler: MASAK ile Siber Suçlar Bu Kapıyı Ne Zaman Çalacak?

Instagram’da kapatılan reklam hesapları ve içeride kalan milyonlarca lira; algoritma zırhına bürünmüş bir sistemin, uluslararası veri ve sermaye hukukunu hiçe sayan muhatapsızlığıdır.
Yazıyı oku →İnkârı Bırakıp Masaya Koyalım: Gül Haç Gerçekte Nerede ve Ne Yapıyor?

Yoktur deyip geçiştirmek yerine somut adreslere, derecelere ve cemiyetlere bakalım: Gül Haç geleneği bugün dünyada ve Türkiye’de tam olarak nasıl faaliyet yürütüyor?
Yazıyı oku →Pandeminin Gölgesinde Kalan Patent: Şüphe ile Bilim Nerede Ayrılıyor?

Covid-19 aşılarıyla yeniden alevlenen biyolojik kontrol tartışmaları, teknik bir patent metninin soğuk satırlarında gerçek bir sınav veriyor.
Yazıyı oku →Ahlak’lı Vicdan: Sanayide Hâlâ Umut Var

Nilüfer’de bir oto servisinde şahit olunan kısa bir diyalog; kâr hırsının vicdanı teslim aldığı bir çağda dürüst esnaflığın hâlâ ayakta olduğunu gösteriyor.
Yazıyı oku →Kelebeğin Kanadındaki Gölge: İspat ile Efsanenin Ayrıldığı Çizgi

MKUltra’nın imha edilen arşivlerinden beslenen Monarch efsanesi, zihin kontrolü korkusu ile belgelenmiş gerçekler arasındaki o tehlikeli boşlukta uçuyor.
Yazıyı oku →Makam Arabalarının Uğramadığı Yerde Bir Muhtarın Başardığı

Nilüfer Çamlıca’da düzenlenen bir mahalle festivali; lüks araçların, koruma ordularının ve büyük bütçelerin başaramadığı komşuluk bağını tek bir meydanda kurdu.
Yazıyı oku →Secdeden Çıkıp Hayata Karışırken: Kendi Kirimizle Yüzleşme Vakti

Hırsızlığın mahallesini, adaletsizliğin tarafını seçtiğimiz gün ahlakı kaybettik; peki secdedeki o samimi teslimiyeti sokağa taşımaya cesaretimiz var mı?
Yazıyı oku →Dağ Yöresinin Sessiz Çığlığı: Bir Mektubun Aynasındaki Bursa

Harmancık’tan yükselen açık mektup yalnızca siyasi bir sitem değil; göçle boşalan ilçelerin, ulaşılamayan telefonların ve ötelenen temsil hakkının birikmiş feryadıdır.
Yazıyı oku →Kapalı Zarfların İçinde Kalan Şeffaflık

Kamu personelinin mal varlığı bildirimi yıllardır kilitli dolaplarda bekliyor; peki bu bildirimler gerçekten denetlenirse devlete duyulan güven nasıl değişir?
Yazıyı oku →Habergundemim’den Bursa Valisi Erol Ayyıldız’a Ziyaret

Habergundemim’den Marmara Bölge Temsilcisi Abdullah Özdemir ve Bursa Temsilcisi Buse Çetin , Bursa Valisi Erol Ayyıldız’ı ziyaret ederek Bursa’daki yayın çalışmalarının başladığını duyurdu.
Yazıyı oku →
Yorumlar
Henüz yorum yapılmadı. Görüşünüzü ilk paylaşan siz olun.